13 Kasım 2013 Çarşamba

Şahin Alpay'dan Bulgaristan yorumu:AB ÜYELİĞİ YETMİYOR

http://www.sentezhaber.com/images/haberler/sahin_alpay_askeri_darbe_olmaz_diyemeyiz_h153801.jpg

Geçen yazımda belirttiğim gibi Ekim’in son haftasında bir konferans dolayısıyla Sofya’daydım.
Gönüllü olarak Kabil’e atanan Büyükelçimiz İsmail Aramaz, toplantı katılımcılarına tarihî ikametgâhta akşam yemeği verdi. Bu vesileyle Mustafa Kemal Paşa’nın askerî ataşe olarak bulunduğu sırada çalıştığı odayı görmek fırsatını da buldum. Paşa’yı çok etkilediğine inanılan kenti biraz da olsa tanımak hoş oldu. Sofya, geniş parkları, tarihî binaları ve düzeniyle yaşanır bir kent.



Tabii ki Zaman ve Cihan temsilciliklerini de ziyaret ettim. Resmî sayılara göre on yıl önce 700 bin, bugün 600 bin dolayında Türk’ün yaşadığı Bulgaristan’da Zaman, Bulgarca–Türkçe olarak haftada bir yayımlanıyor, 7 bin 500 dolayında aboneye ulaşıyor.
Geçen yaz Mısır, Brezilya ve Türkiye’deki kitle gösterileri arasında pek dikkat çekmedi ama Sofya’da bir oligarşi tarafından yönetilmeye (“plütokrasi”ye), yolsuzluklara, hiçbir alanda şeffaflık olmayışına karşı ilk kez geçen Şubat’ta başlayan protesto gösterileri son 4 aydır kesintisiz sürmekte. Protestocuların istifasını istedikleri hükümet geçen Mayıs’ta yapılan seçimler sonunda kuruldu; çok ilginç (!) bir şekilde, (eski komünist) Sosyalist Parti, (Türk–Müslüman partisi olarak anılan) Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖP) ve (ırkçı milliyetçi) Ataka Partisi koalisyonuna dayanıyor.

HÖH’ün önerisiyle, bu partinin yönetim kurulu üyesi ve milletvekili olup aynı zamanda medyanın yarısını elinde bulunduran Deylan Peevski, koalisyon hükümeti tarafından milli istihbaratın başına getirilince (Aydın Doğan’ın BDP’den milletvekili seçilip MİT müsteşarlığına atandığını düşünün…) kıyamet kopmuş; Peevski hemen istifa etmek zorunda kalmıştı. (Eski milli istihbarat örgütü başkanı Kircho Kirov dolandırıcılıktan yargılanmakta.)

 http://media.t24.com.tr/stories/2013/09/page_sahin-alpay-medyada-pay-sahibi-patronlara-kamu-ihalelerine-girme-yasagi-getirilmeli_406156956.jpg
2004’te NATO, hele 2007’de AB üyeliğinin Bulgaristan’ın altyapısına hayli yaradığı muhakkak ise de, “üstyapısı”na, demokrasinin yerleşmesine yardımcı olduğu kesinlikle söylenemez. Geçenlerde Alman ve Fransız büyükelçileri oligarşik yönetim modelinin AB üyeliğiyle bağdaşmadığını vurgulayan bir bildiri yayımladılar; ama gençlerin “Bir şeyi değiştirseydi, seçimleri de yasaklarlardı…” dedikleri Bulgaristan’da AB henüz (Macaristan’da yaptığı gibi) önlem almaya yönelmiş değil. Evet, 400 bin dolayında Roma ve Pomak’ın da dahil olduğu, bir milyonu aşkın Müslüman’ın dini özgürlükleri yönetimden “genelde” saygı görüyor. Ülkede 1500 dolayında cami ve mescit var. Müslümanlar (Yunanistan’dan farklı olarak) müftülerini kendileri seçiyor. Ne var ki 1991’den bu yana anayasa ve yasalar bu hakkı tanıdığı halde, anadil öğrenimi gören Türk öğrencilerin sayılarının giderek azalması, Türklerin genelde yeterli Bulgarca bilgisine sahip olmayışları gerçeği değişmiyor.
Niye?

A. Zhelyazkova, O. Avramov, M. Kosseva ve L. Petkashev tarafından kaleme alınan “Bulgar okullarındaki Türk çocuklarının eğitim sorunları” (2012) başlıklı Bulgarca–İngilizce kitap, şu araştırma bulgularının altını çiziyor: Anne-babalar Bulgarca ve İngilizce öğrenimine daha çok önem veriyor; “çocuklar Türkçeyi evde ve televizyondan öğreniyor” diyorlar. Artık Türkiye’den ziyade AB’ye göç eğilimi yaygın. Devlet anadil öğrenimini hiç teşvik etmiyor. Kitaplar eski ve yetersiz. Türk öğrenciler anadillerini iyi öğrenemeyince, iyi Bulgarca da öğrenemiyorlar ve iş piyasasında dezavantajlı duruma düşüyor, toplumda yükselme olanakları çok kısıtlı kalıyor. Peki çare? İki-dilli eğitim!

Neticeten Bulgaristan’da Türklerin durumu, Türkiye’de Kürtleri andırmaya devam ediyor..

FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN HABERDAR OLUN