Atatürk'ün Sofya'da geçirdiği günler(11)



DEVAMI

Bu mektuba Mustafa Kemal şöyle yanıtlıyor:


''Anavatanı savunmak için daha kritik bir görev görmüyorum.Arkadaşlarım ön cephede ve savaş hatlarında iken, Sofya'da askeri bir ataşe olarak kalamam.Eğer birinci sınıf bir subay olamayacağımı düşünüyorsan,lütfen açıkça düşüncelerinizi paylaşın.''

Uzun bir sürede  cevap alamıyor.''O günlerdeki azaplarımı anlatmak  çok zor'' sözlerini kaydediyor.Tüm bu uğraşlarına rağmen Sofya'yı terk etmeye karar verir.Tam da bu zamanda uzun süredir beklediği  Savunma Bakanlığı mühürlü ve  İsmail Hakkı imzalı mektup  nihayet gelir.Mektubun içeriği şöyle: 


''On dokuzuncu bölümün komutasasına tayiniz çıktı. Hemen İstanbul'a gidin.''Mustafa Kemal zaman kaybetmeden gider.

BULGAR VE TÜRK TARİHÇİNİN ARALARINDAKİ KONUŞMALARI

Ünlü Bulgar tarihçi Petır Mutafçiev 1937 yılında Sofya'da ağırladığı ünlü Türk tarihçisi Prof.Enver Ziya Karal'a  şöyle der:


 ''Siz Türkler, Atatürk'ün Türk halkı için yaptıklarını onurunu takdir edemiyorsunuz.Gelecek kuşaklar ona minnettar kalacaklardır.Çünkü o tüm halkı omuzlarında taşıyordu''.


🔺 Magda Gercikova
Atatürk'ün portresine ve Bulgaristan ve Bulgar halkına yönelik tutumu hakkındaki bilgileri Magda Gercikova veriyor. Magda Gercikova,Preobrajensko Ayaklanmasını organize eden Mihail Gercikov'un  kızıdır.Şu anda Sofya'da ikamet etmektedir.Kendisi 97 yaşında olmasına rağmen çok neşeli  ve babasıyla  ilgili olaylar hakkında büyüleyici anıları paylaşıyor.  ⏩  ⏩  ⏩




Bu anıları 2000 yılında torunu yönetmen olan  Mihail Venkov'a paylaşır.

FUAT BEY'İN ISRARI: BENİ NEDEN ARAMIYORSUN?

''1924 yazında, Bulgaristan'dan İstanbul'a  göç etmiş olan babamın yanına gittim.Arnavutköy'de Nikola Trayçev'in evinde yaşıyorduk.Orada başka göçmenler de vardı.Her sabah babamla şehre iner  ve çalışırdık.Orada Bizans kültürünü çok iyi tanıdım-Türkler Bizanslılardan kalan her şeyi korumuşlar. 
1925'te Filibe'de liseden mezun olunca nihayet babamın yanına yerleştim.Yeni bir kiraya taşındık.Babam Avrupalı  gazetelere yazı gönderirdi.Bir gün Cumhuriyet gazetesinde  şunları yazdı:


 ''Bizim vatanımızda  kimin yaşadığını biliyor musun?Burada  bize karşı savaşan Mihail Gercikov'un  düşmanı oturmuş.''


Yazıdan iki gün sonra evimize biri geldi ve Fransızca şunları söyledi: 


''Sayın Gercikov,lütfen bana eşlik eder misiniz'' . 

Elbette bizde bu işte ''eşlik eder misiniz'' ne olduğunu  biliyorduk. Babam silahını aldı ve bana ''Anneninkine al''dedi. Annemin bir küçük silahı vardı.Sonra da kızı olmadan dışarıya çıkamayacağını söyledi.Ve sonra da ''Magda, diri teslim olmayacağız'' dedi.

Bizi küçük  bir arabaya soktular ve bizi  Dışişleri Bakanlığın İstanbul ofisine götürdüler.Bize eşlik eden kişi burada bir büyük salona bıraktı ve gitti.İçeride lüks bir masa vardı ve arkasında  bir adam oturuyordu.Bizi görünce ayaklandı ve  elleri titrer vaziyette şunları söyledi:


'' Abe Mişel, a be Mişel,beni niye aramıyorsun,Mişel?''.


Babam şimşek gibi oldu.Bu adamın da Fuat Bey,babamın eski tanıdığı olduğu ortaya çıktı.Babamdan sonra benimle de kucaklaştı.Konuşma uzun sürdü.Fuat Bey,babama tekrar neden aramadığını sordu.Babam da İstanbul'da yasa dışı kaldığını ve Fuat Bey'in İstanbul'da üst düzey yetkili olmasından haberdar olmadığını cevapladı.

Fuat Bey,Atatürk'ün sağ koluydu.Onunla Filibe'den tanışıyoruz.Babam İstanbul'a göç edene kadar bize çok sık uğrardı.Görüşme son derece içtenlikle geçerdi.Ertesi gün Cumhuriyet gazetesinde şu  yazı çıktı:





DEVAMI GELECEK HAFTA








Prof.Mümün Tahir


HABERBG.NET



* HABERBG.NET'in onayı alındıktan sonra yazı materyalinin yayınlanmasına kaynak gösterme şartıyla izin verilir.