![]() |
| FOTOĞRAFLAR: haberbg.net |
Belene mağdurları ve yakınları, 1989'a kadar 45 yıl iktidarda olan eski komünist rejimin döneminde siyasi muhaliflerini cezalandırmak üzere işlettiği toplama kampı alanında geleneksel anma töreni için bugün saat 11.30'da bir araya geldi.
Tuna Nehri'nde, Belene kasabasının karşısında yer alan Persin Adası'nda 1949'da kurulan toplama kampından, kapatıldığı 1987'ye kadar 20 bine yakın rejim karşıtı geçti, yüzlercesi işkence edilerek öldürüldü. 550'den fazla Türk ve Müslüman hüküm giymeden Belene Kampı'na sürüldü. Eski diktatör Todor Jivkov'un 1989'da devrilmesinden sonra 1990'dan bu yana kampta her yıl anma törenleri düzenlenirken, mağdurlar devletinden hala adaletin yerine getirilmesini bekliyorlar.
Anma törenin organizasyonunu yapan ve ülkenin komünizm dönemini araştıran "Hafza 1945-1989" Vakfı kurucusu, gazeteci Hristo Hrisov, Belene Toplama Kampı'nın Milli Kültür statüsüne dahil edilmesi kararının yıllardır beklenen bir müjde olduğunu söyledi. Belene mağdurları da mevcut yapının olduğu gibi korunması çağrısını yeniledi.
Bu yılki törene Belene kampında insanlık dışı muamelelere maruz kalan mağdurların yanı sıra, onların aileleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törenin onur konuğu ise tarihçi - yazar Prof. Plamen Pavlov oldu.
Törene Türkiye'yenin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, HÖH Genel Başkan Yardımcıları Atanas Atanasov ile Halil Letifov, BZNS partisi temsilcileri, yerel idareciler ve çok sayıda davetli katıldı.
"Belene’nin bir turizm merkezi değil, bir anma ve saygı mekânı olması gerekiyor "
Kampın kuruluşundan dönemin komünist lideri Georgi Dimitrov’u sorumlu tutan tarihçi Prof. Plamen Pavlov, totaliter sistemin Bulgaristan toplumunda derin yaralar açtığını belirtti. Ailesinin de dönemin baskıcı uygulamalarından etkilendiğini anlatan Pavlov, annesinin ve arkadaşlarının, Sovyet lideri Josef Stalin’in ölümü sırasında yeterince yas tutmadıkları gerekçesiyle cezalandırıldığını söyledi.
Belene Adası’nın geleceğine ilişkin görüşlerini de paylaşan Pavlov, bölgenin giriş kısıtlamaları bulunan bir alan olmaması gerektiğini ifade etti. Adanın tarihî ve doğal koruma alanı olarak düzenlenmesini isteyen Pavlov, yeni yapıların inşa edilmesine karşı çıktı.
Belene’nin bir turizm merkezi değil, bir anma ve saygı mekânı olması gerektiğini vurgulayan Pavlov, modern yöntemlerle desteklenen bir hafıza alanının oluşturulabileceğini söyledi.Konuşmasında kampta yalnızca Bulgarların değil, Bulgaristan Türklerinin, farklı etnik toplulukların ve siyasi nedenlerle baskıya uğrayan kişilerin de tutulduğunu hatırlatan Pavlov, Belene tarihinin çok geniş bir mağdur kitlesini kapsadığını belirtti.
Kampın tarihsel sürecine de değinen Pavlov, Josef Stalin’in ölümünün ardından kapatılan kampın, 1956 Macaristan Ayaklanması sonrasında yeniden faaliyete geçirildiğini, daha sonra ise Bulgaristan’daki Türk azınlığa yönelik asimilasyon politikaları döneminde tekrar kullanıldığını söyledi.
Prof. Pavlov, Belene’nin yalnızca geçmişin değil, günümüzün de önemli bir uyarısı olduğunu belirterek, adanın gelecek nesillere aktarılacak bir hafıza alanı olarak korunması gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Belene Kampı’nda düzenlenen anma töreninin ardından Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, Bulgaristan Türklerinin komünist rejim döneminde kimliklerini, dinlerini ve kültürlerini koruyabilmek için büyük mücadeleler verdiğini vurguladı.
Belene Kampı’nın, söz konusu baskı döneminin en acı sembollerinden biri olduğunu belirten Uyanık, çok sayıda kişinin burada hukuksuz şekilde hapsedildiğini ve uzun yıllar ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Bulgaristan Türklerinin komünist rejim altında büyük acılar yaşadığını kaydeden Büyükelçi Uyanık,
“Kimliklerini, kültürlerini ve inançlarını korumak için verdikleri mücadele her türlü takdirin üzerindedir. Kendileriyle her zaman gurur duyuyoruz” dedi.
Anma programında Belene Kampı’nın geleceğine ilişkin görüşlerin de ele alındığını aktaran Uyanık, kamp alanının bir anıt müzeye dönüştürülmesi yönündeki taleplerin öne çıktığını belirtti. Geçmiş yıllardaki törenlerde de benzer çağrıların yapıldığını hatırlatan Uyanık, alanın uygun şekilde düzenlenerek korunmasının ve bir hafıza mekânı olarak gelecek nesillere aktarılmasının önem taşıdığını ifade etti.

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)




.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
